TUG Teleskopları Einstein’ın Kuramını Doğruladı

-A +A
Yazıcı-dostu sürüm

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) Gaia uydusu, “Gaia16aye” isimli bir yıldızda belirlediği parlaklık değişimini açıkladıktan sonra, Dünyadaki 30 kadar gözlemevi yıldızı takibe aldı. Coğrafi konum ve atmosferik koşulların avantajını kullanan TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi, Gaia16aye isimli yıldızdan maksimum ışığın geldiği anı en net yakalayan gözlemevi oldu.

RTT150, T100 ve T60 isimli üç teleskopla yıldızı gözlemleyen TUG’dan yapılan gözlem bulguları, Uluslararası Türk-Rus Araştırma Ekibi tarafından “The Astronomer’s Telegram” üzerinden (http://www.astronomerstelegram.org/?read=9780) üç kez Türkiye adresi ile Dünyaya duyuruldu.

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. A. Arif Ergin, şu ana kadar yapılan gözlemlerden ortaya çıkan ışık eğrisinin bilinenlere uymadığına dikkat çekerek, “Işık eğrisinin şekli, Gaia16aye yıldızındaki parlaklık artışının nedeni, yıldızla gözlemci arasında görünmeyen, fakat uzayı büken bilinmeyen iki cisme işaret ediyor ve ikili mikro mercekleme olduğunu söylüyor. Bu da demektir ki, teleskopla, yıldız arasında görünmeyen küçük kütleli, fakat çekimlerinin ışığı bükecek kadar güçlü olduğu anlaşılan iki cisim var” dedi.

İkili mikro mercekleme olayının Einstein’ın uzay-zaman eğriliğinin teyidi özelliğini taşıdığına dikkat çeken Prof. Ergin, “Türünün (mikro mercekleme) ilk örneği ve Samanyolu galaksimizde keşfedilmiş olan, büyük öneme sahip bu ikili mikro mercekleme olayı yakından takip ediliyor. Bilinmeyen kaynağın doğasını ortaya çıkarmak için TUG teleskopları gözlemlerini sürdürüyor” diye konuştu.

Elektromanyetik tayfın tüm dalgaboylarında aynı miktarda etkili olan kütle çekimsel mercekleme araştırmalarının sonuçlarının, kozmolojik bilgi için önemli olduğuna ve karanlık enerjinin anlaşılmasına ışık tutacağına değinen Prof. Ergin, şunları söyledi:

“Gaia16aye ile bizim aramızdaki bu görünmeyen ve tanımlanamayan yıldız kütleli cisim bir kara deliğin işareti olabilir, yakınında ikinci büyük bir cisim de olabilir. Gaia16aye’yi şimdilik iki kez büyüterek doğal ‘büyüteç’ görevi gören bilinmeyen bu kaynağın varlığını optik ışık üzerindeki etkisi ile anlayabildik. Bu kaynaktan dünyamıza ulaşabilecek çekim dalgalarının da hassas ölçümlerle görülebilmesi gelecek yıllarda mümkün olabilir.”

28.11.2016