TÜBİTAK SAVTAG Tarafından Desteklenen Savunma ve Güvenlik Ar-Ge Projeleri İmzalandı

-A +A
Yazıcı-dostu sürüm

TÜBİTAK Savunma ve Güvenlik Teknolojileri Araştırma Destek Grubu (SAVTAG) tarafından, Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı (1007) kapsamında desteklenen, savunma ve güvenlik teknolojileri alanındaki dört Ar-Ge Projesi, Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir ve TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal’ın da katıldığı bir törenle imzalandı.

TÜBİTAK Feza Gürsey Konferans Salonunda gerçekleştirilen imza töreninde konuşma yapan TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, Türkiye'nin 2023 hedefleri doğrultusunda dünyadaki 10 büyük ekonomiden biri olmayı hedeflediğini hatırlattı. Bunun sadece ekonomik göstergeler ile değil aynı zamanda kritik teknolojilerle mümkün olacağına işaret eden Prof. Dr. Mandal, imzalanan 4 proje kapsamındaki sürecin, ülkemizin 2023 hedeflerine önemli katkı sağlayacağını vurguladı. Prof. Dr. Mandal, “Kritik teknolojilere baktığımızda, 10 büyük ülkenin en büyük özelliği, kendi yerli ve milli teknolojilerini kendileri gerçekleştirebilen, o yetkinlikte olan ülkeler olmaları. Ülkemizde sivil sektörde yapılan her çalışmanın, araştırma-teknoloji geliştirme-yenilikçilik odaklı bakıldığında, referans noktası, savunma sanayiiyle başlayan süreçlerin diğer sektörlere de örnek olabildiği yönünde” diye konuştu. Nitelikli bilgi ve nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesinin önemine dikkati çekerek, bu iki unsurun başarıya ulaşmadaki anahtar kavramlar olduğunu dile getiren Prof. Dr. Mandal, “Burada iki anahtar kavram ya da süreç var; nitelikli bilgi ve nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi odaklı süreçler. Nitelikli bilgi dediğimiz zaman, bunu tek başına bir kurum gerçekleştirmiyor. Birçok konu, ilişki ve işbirliği dahilinde gerçekleştiriliyor, dolayısıyla bizim bugünkü projelerimizin tamamında bir işbirliği süreci temel esas olarak göze çarpıyor” dedi.

İmzalanan 4 projenin de tasarımdan prototip ürün geliştirilmesine kadar tüm süreçleri kapsadığının altını çizen Prof. Dr. Mandal, buradan elde edilecek deneyimlerin, gelecekteki benzer programlara önemli katkılar sağlayacağını anlattı. Prof. Dr. Mandal şunları söyledi: “Dört projemiz de teknoloji hazırlık seviyesinin 7 olması esasıyla çalışılan bir yöntem. Bunun aktörleri noktasında, teknolojinin geliştirilmesinden prototip ürün geliştirilmesi aşamasına kadar tüm süreçlerimiz yer alıyor. Konunun hassasiyet boyutu, kritik teknoloji anlamında ama aynı zamanda da iş yapma yöntemini ön plana getiriyor. İş yapma yöntemi; bir ihtiyaç makamı var, ihtiyaç makamı talebini iletiyor. Talep kapsamında bir işbirliği platformu oluşuyor ve sonuç odaklı bir yönteme doğru gidiyor. Bu bizim, sivil sektörlerde daha fazla deneyim kazanılması gereken bir konu. Burada elde edilen kazanımların, deneyimlerin TÜBİTAK’taki gelecekteki süreç geliştirme ve destek programı geliştirme süreçlerine önemli katkılarda bulunacağı görüşündeyiz.”

Prof. Dr. Mandal, 4 proje için bağımsız değerlendirme sürecinin işlediğini ve TÜBİTAK olarak bu sürecin içinde olmaktan memnun olduklarını söyledi. TÜBİTAK'ın, teknoloji geliştirme sürecinde en önemli aktör olmaya devam edeceğini vurgulayan Prof. Dr. Mandal, kurumun enstitüleriyle benzer projeler için çalışmaya hazır olduğunu bildirdi. Prof. Dr. Mandal, “TÜBİTAK, bugüne kadar olduğu gibi merkez ve enstitüleriyle sürecin içinde olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyor ve ülkemizin bu kritik teknolojilere sahip olmasında önemli kazanımlarıyla gelecekte de önemli başarılara adım atmak istiyor” dedi. Prof. Dr. Mandal, “Süreçte TÜBİTAK var, vakıf şirketlerimiz var, bunun dışındaki şirketler var. Bu rollerin daha belirli halde olmasının, tüm süreçlerin ilerleyişi açısından önemli katkıda bulunabileceğini düşünüyoruz. TÜBİTAK olarak biz bu süreçlerimizi değerlendirme noktasında hazırız. Bugün, bu toplantıyı da bu kapsamda gerçekleştiriyoruz Savunma Sanayii Müsteşarımız ile birlikte. Geleceğe doğru baktığımızda, TÜBİTAK’ın, ülkemizin ihtiyaçları noktasında, kritik teknolojiler geliştirilmesinde, özellikle teknoloji geliştirilme sürecinde en önemli aktör olmaya devam edeceğini memnuniyetle söyleyebilirim. Bugünkü imza törenimizin, katılımcılarımız için ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Projelerde yer alacak olan arkadaşlarımızı, ekipleri, firmalarımızı tebrik ediyorum” diye konuştu.

Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir: “Türkiye Kendi İHA'sını, SİHA'sını Helikopterini, Tankını, Gemisini Tasarlayıp Üretebilen Bir Ülke Haline Geldi”

Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir, Türkiye'nin kendi insansız hava araçlarını, helikopterini, tankını, gemisini tasarlayarak üretebilen bir ülke haline geldiğini belirterek, "Kara, deniz ve hava platformlarının yanı sıra bu platformlardan fonksiyonel olarak daha fazla faydalanabilmek için görev ve silah sistemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu anlamda ülkemizin kazanacağı yetkinlikler, sahada önemli avantaj sağlayacaktır" dedi.

İleri teknolojinin, ülkelerin bilgi üstünlüğü konusunda anahtar rol oynadığına işaret eden Prof. Dr. Demir, Türkiye'nin kendi insansız hava araçlarını, helikopterini, tankını, gemisini tasarlayarak üretebilen bir ülke haline geldiğini anımsattı. Prof. Dr. Demir, "Kara, deniz ve hava platformlarının yanı sıra bu platformlardan fonksiyonel olarak daha fazla faydalanabilmek için görev ve silah sistemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. SSM, geleceğin muharebe çeşitleri ve ortamlarına hazırlık açısından, ülkemizdeki yetkinlikleri harekete geçirmek, koordinasyonunu sağlamak, etkin kaynak kullanımı, temini ve seferberliğiyle sonuç odaklı çalışmak durumundadır. Bu bağlamda katkı sağlayabilecek tüm paydaşların beraber çalışması gerektiğine yürekten inanıyoruz" diye konuştu.

İmzalanan Ar-Ge projeleri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Demir, şöyle konuştu: "GRP Keysli Dip Mayınları Geliştirilmesi (MALAMAN) Projesi ile milli ve yerli olarak geliştirilecek mayınlarımız, firkateyn, tanker, denizaltı gibi hedefleri hareketsiz bırakabilme kabiliyetinde, mayın karşı tedbirlerine dirençli, akıllı ve duyarsız olacaktır. Kıyılarımızın güvenliği mayınlarımızın envantere girmesiyle bir kat daha arttırılmış olacaktır. Aynı zamanda, söz konusu mayınlarımızın farklı platformlardan denize yerleşim kabiliyeti de edinileceğinden Deniz Kuvvetlerimizin operasyonel kabiliyetlerini artırma yönünde bir artı daha eklemiş olacağız. Gemi Muharebe Etkinlik Değerlendirme Projesi (GEMED) ile de bir yüzer platformun ve alt sistemlerinin muharebe etkinliğinin değerlendirilmesi, mevcut ya da muhtemel sistem ve yetenek ihtiyaçlarının analizi, platformun fiziksel karakteristikleri ve çevre/ortam etkileşiminin modellenmesi gerçekleştirilecek ve bu sayede Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın, analiz, tedarik, sistem geliştirme ve taktik geliştirme yeteneği iyileştirilecektir." Prof. Dr. Demir, G1 ve D1 olarak adlandırılan özel projelere ilişkin de "Elektronik harp kısaca, savaş sahasında düşman gücünü etkisiz hale getirmek ve müttefik unsurların etkisini artırmak amacıyla elektromanyetik spektrumun kontrolü ve kullanımı olarak tanımlanabilir. Bu anlamda ülkemizin kazanacağı yetkinlikler, sahada önemli avantaj sağlayacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

İmzalar Atıldı

Prof. Dr. Mandal ve Prof. Dr. Demir'in konuşmalarının ardından, 4 Ar-Ge projesinin imza töreni gerçekleştirildi. İmzalar Prof. Dr. Mandal ve Prof. Dr. Demir’in nezaretinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı, Genelkurmay Başkanlığı Genel Plan Prensipler Başkanı adına Kaynak Üretim Daire Başkanı Tümgeneral Reha Ufuk Er, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Korgeneral Metin Gürak, Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanı Korgeneral İsmail Güneykaya, Jandarma Genel Komutanlığı adına Jandarma Asayiş Başkanı Tümgeneral Fuat Güney, TÜBİTAK BİLGEM Başkanı Hacı Ali Mantar, TÜBİTAK SAGE Müdürü Erdal Çakmak, ASELSAN AŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Şeker, Koç Bilgi ve Savunma Sistemleri AŞ Yönetici Direktörü Yaşar Hakan Başaran, STM AŞ Genel Müdür Yardımcısı Murat İkinci tarafından atıldı.

21.05.2018